BENİM KARDEŞLERİM

İman nûru ile dolar, Taşar benim kardeşlerim

İslâm aşkı ile çağlar, Coşar benim kardeşlerim

 

Birleştirir asla bölmez, Düşman oyununa gelmez

Hîle bilmez, hurda bilmez, Beşer benim kardeşlerim

 

Allah için hep emekler, Hizmetine hizmet ekler

Size şu gökte melekler, Şaşar benim kardeşlerim

 

Evlat-ıyal servet ile, Bütün gayret kuvvet ile

İhlâs-ı uhuvvet ile

Yaşar benim kardeşlerim

 

Dünya dinsiz ile dolsa, Tek başına bile kalsa

Dağlar kadar engel olsa, Aşar benim kardeşlerim

 

Kimsenin hakkını yemez, Hizmet eder, gıybet etmez

Gece demez, gündüz demez, Koşar benim kardeşlerim

 

Kur’an’dan aldığı ışığı verir, Işığı verirken kendisi erir

Azim, sabır, sebat gösterir, Pişer benim kardeşlerim

 

Kadir hayran hepinize, Dua edin ben denize

O da nûrdan bu denize, Düşer benim kardeşlerim.

BEN ÖĞRETMENİM

Ben öğretmenim

En kutsal görev benim görevim

Çünkü; peygamber mesleğidir

Benim mesleğim

Ben öğretmenim

Hem geçmişin hem geleceğin

Hesabını önce ben vereceğim

Ben bunun bilincindeyim

Ve istiklal, ve cumhuriyet

Bu vatan, bu gençlik, bu millet

Hepsi hepsi bana emanet

Ben öğretmenim

Ve bir bahçıvanım

Ayrık otlarını sökerim.

Yerine güller sümbüller dikerim

Buket yaparım onları

Okşarım severim

Çünkü onlar benim

Varım yoğum her şeyim

Lâkin ben bazen korkarım;

Karanlıklardan fırtınalardan

Talihsiz esen rüzgarlarla

Yere düşen çiçeklerden yapraklardan

Çok içlenirim

Neden? Niçin? Derim, inlerim.

 

Ben öğretmenim;

Ben bir babayım, anayım

Ve Ben hep sevgiden yanayım

Hep sevgiden bahseder

Benim bütün şarkılarım, ninnilerim.

İnleyen bin insan görünce

Yanar da yanar ciğerim.

Teselli ederken onu tatlı dilim

Siler şefkatle gözyaşını

Benim ipek mendilim.

 

Ben öğretmenim

Ve ben bir hekimim hemşireyim

Kanayan yaraları ilk ben görür

Ben sararım

Hele kalbinden ve beyninden

Yaralı insanlar için yanar da yanar

Hatta pişer benim yüreğim.

 

Ben öğretmenim

Ve ben bir askerim, komutanım

Kutsaldır benim için

Bayrağım, ezanım, vatanım

Lâkin Ben cehâletle savaşırım

Silahım kalemim, kitabım kalkanım

İlim benim ışığım, ben gerçeğe aşığım

 

Ben karanlığın,

Karanlık benim düşmanım

Ve ben bir görevliyken hakîkatı neşirle

Bazen şehit düşerim elim tebeşirle.

 

Ben öğretmenim

Ve ben hâkimim hakkı tutarım

Hakk’a inanırım, Hakk’a taparım

Zîra; “Devlet-i ebet-müddet”

Benim kesin imanım.

 

Ben öğretmenim ve çok zenginim

Evet benim belki yok milyarlarım

Ama dünyalara denktir benim

Eşsiz bilgilerim, imanım.

 

Tamam belki protokola giremem

Ancak Siz! Milyarları verseniz

Bilgilerimi değiştiremem.

Zâlimin karşısında

Mazlûmun yanındayım

Milletimin kölesi vatanıma fedayım.

 

 

 

Haydi gel efendim, gel beyim

Sen beni sev ki ben de seni seveyim.

Gel el ele verelim yürekler toplu vursun

Toplu vurmazsa yürekler çökeriz

Aman Allah korusun.

 

Bir el ele verdik mi

Sarp dağları aşarız,

Deryaları geçeriz.

Dostumuzu güldürür

Düşmanı kahrederiz.

 

Evet ben öğretmenim;

Biz öğretmeniz,

Biz herkesi her mesleği severiz

Ama öğretmenlik başka

Onu tatmayan bilmez

Öğretmen kılavuzdur

Kılavuzsuz gidilmez.

 

Öğretmensiz bir millet

Gülmemiş yine gülmez

Kafamızda fen vardır

Kalbimizde ise din.

Gelin ey ölüler! Gelin

Gelin bizde dirilin

 

Biz bunları söylerken

Gayemiz değil benlik

Bu bir meslek sevgisi

Yaşasın tüm insanlık!

Yaşasın tüm insanlar!

Yaşasın öğretmenler!

Yaşasın ÖĞRETMENLİK!

NELER VAR NELER

Dinle ey arkadaş! Duy beni uyan!

Sana  diyeceğim  nice  neler var.

Dermandır diyerek dert pazarlayan

Hekim  hastane, eczaneler var.

 

Yarı uyur-gezer yarı  uyanık

Âdeta ayaklı meyhâneler var.

İçleri karanlık, dışı aydınlık

Yaldızlı yıldızlı ne hâneler var.

 

Kendini beğenmiş bir sürü parya

Mâziden bîhaber zamâneler var.

Yıkılan yok olan milletler var ya

Araştır, altında “bana ne”ler var.

 

Cüceler dünyada yüce olurken

Kâmeti kıymetsiz minareler var.

Ayaklar baş olup baş ayak iken

Akıllı geçinen divâneler var.

 

Altında  hazine,  definelerle

Hâk-î harâb olmuş virâneler var.

Ne ağa ne paşa ne vezirlerle

Taht-ı turâb olmuş  kâşâneler var.

 

Okuyup öğrensen irfan ehlinden

Sana ders olacak daha neler var.

Nâ mağlûb keremi bilir kendinden

Mağlûba her zaman bahaneler var.

BENİM DAVAM

Bütün gayem, emellerim

Dinim vatan milletimdir

Kafamda düşüncelerim

Dinim, vatan milletimdir

 

Hiç durmadan söylediğim

Bütün gücüm tüm emeğim

Seve seve can verdiğim

Dinim, vatan milletimdir

 

İki gözüm iki elim

Hakk’a âşikârdır halim

Atan kalbim, öten dilim

Dinim, vatan milletimdir

 

Benim en kıymetli varım

Dünyada sevgilim yarım

Bütün derdim âh-u zarım

Dinim, vatan milletimdir

 

Ben ki âciz Kadiri’yim

Bilmem başka ne diyeyim

Benim ağam, paşam, beğim

Dinim, vatan milletimdir

ASYA’DAN MEKTUP

Birbiri içinde kuyular dipsiz

Bir yığın ızdırap pek nihâyetsiz

Çileye çağırsam hiç beklemesiz

Gelir misin ha! Gelir misin arkadaş?

 

Yıllardır mabetsiz yaşar iken ben

Ağladım sesimi duymadın neden?

Ezansız yaşamak ne demektir sen

Bilir misin ha! Bilir misin arkadaş?

 

Han hamam yıkılmış yollar yolcusuz

Kurumuş kuyular çeşmeler susuz

Allah için olsun bir gün uykusuz

Kalır mısın ha! Kalır mısın arkadaş?

 

Dert öyle ağır ki çok geldi bana

Ortak arıyorum hep yana yana

Al desem bu yükten birazda sana

Alır mısın ha! Alır mısın arkadaş?

 

Sanırım az kaldı az daha dayan

Burada gülüp sonra olma ağlayan

Bir ışık güneşi ya da çağlayan

Olur musun ha, olur musun arkadaş?

 

Yılların ihmali yıkmışlar beni

Yağız yiğitlerim küheylan hani?

Öylece susmada bir ses ver yani

Ölür müsün ha! Ölür müsün arkadaş?

AMA NASIL OLACAK Kİ?

Zindan zulüm diyorsun, Hep şikâyet ediyorsun

Söylenip duruyorsun, Bir mum olsun yakmıyor…

Aydınlık bekliyorsun, Nasıl olacak ki?

 

Hep “ben ben” diyorsun, Bencillik ediyorsun

Kendin beğeniyorsun, He mi sen hoş görmüyor…

Hoş görü bekliyorsun, Nasıl olacak ki?

 

Gaflette uyuyorsun, Uyandım sanıyorsun

Okuyup yazmıyorsun, Keyfini hiç bozmuyor…

Başarı bekliyorsun, Nasıl olacak ki?

 

Bildiğin sanıyorsun, Aslıda bilmiyorsun

Yakına gelmiyorsun, Uzaktan seyrediyor…

Hep hizmet bekliyorsun, Nasıl olacak ki?

 

Zilletten bıkmıyorsun, Yüreğin yakmıyorsun

Canın sıkmıyorsun, Kafayı hiç takmıyor…

Diriliş bekliyorsun, Nasıl olacak ki?

 

Gerçeği görmüyorsun, Göğsünü germiyorsun

Hiçbir şey vermiyorsun, Ben de varım demiyor…

Şahlanış bekliyorsun, Nasıl olacak ki?

 

“Eyvah battık” Diyorsun, Bir kürek çekmiyorsun

Tek tohum ekmiyorsun, Sen hiç gayret etmiyor…

Ellerden bekliyorsun, Nasıl olacak ki?

ALTIN NESİL

Bir nesil geliyor ki gönlü hüşyar gözü pek

Bir nesil geliyor ki gönüller fethedecek.

Bir nesil bir nesil ki bu nesil altın nesil

Her biri ayrı cevher her biri bir ehl-i dil.

 

Bir nesil ki Akif’in “âh Asımım” dediği

Hazreti Peygamberin yegâne istediği.

Yıllar var, asırlar var ki bu nesli bekliyorduk

“Nerde kaldı Allah’ım gelsin artık” diyorduk.

 

Bir nesil geliyor ki tarih değiştirecek

Böyle gelmişse bile böylece gitmeyecek.

Bir nesil geliyor ki alnı açık yüzü ak

Bu dâvânın yükünü bunlar kaldırır ancak.

 

Bir nesil geliyor ki akan sular duracak

Dostlar düğün edecek düşmanlar kuduracak.

Bir elinde fen vardır, ötekinde ise din

Bunlar ışık ordusu ey bedbahtlar! Çekilin.

 

Bu nesil ki düşmana haddini bildirecek

Ağlayan bir milletin yüzünü güldürecek

Ayşenur’lar Fatma’lar Hatice’ler geliyor

Alparslanlar Fatih’ler Said’ler yetişiyor.

 

Bu nesil sadre şifa, derde derman olacak

Her birisi bir Yunus Yavuz sultan olacak.

Bir nesil, bir nesil ki hepsi el ele vermiş

Şanlı Nebi bunlara:“Kardeşlerimdir” Demiş.

 

Bu nesil ışığını Kur’an’ından alıyor

Bu ışığın aksiyle âlem aydınlanıyor.

Bir nesil geliyor ki başı dağlar kadar dik

Uyanın kalkın artık yetmez mi bu sefillik?

 

Analar dua etsin babalara ter gerek

Öteler ötesine bir uzun sefer gerek.

Ve sen uyuşuk adam ne uyuyup durursun

Bir Fatih bir Sinan da sen yetiştir n’olursun!

 

Sen nerdesin kardeşim? Nelerin peşindesin?

Hiçbir şey yapmayanlar çekilsin seyreylesin.

Bu nesli istemeyip uluyanlar ulusun

Bu nesli bekleyenler kalksın selâma dursun.

 

Varsın dağlar dik dursun taşlar ise taş kalsın

Bu nesli bekleyenler ayakta alkışlasın.

BİZİ NASIL VURDULAR?

Asırlık kinlerle kovaladılar

Hâin haydutlardan sordular bizi.

Şucu, bucu  diye  oyaladılar

Yılarca boşuna yordular bizi.

 

Kimi sağcı, kimi solcu dediler

Ellerin bomba  silah verdiler

Bir milleti parça parça böldüler

Ayrılık okuyla vurdular bizi.

 

Öldürücü bir zehir ki buldular

İçimize  ırkçılığı  saldılar

Dışardan dost içten düşman oldular

Bir değil beş değil kırdılar bizi.

 

Hayâsızlık medeniyet sandılar

Tepemize balyoz gibi indiler

Karga gibi ganimete kondular

Şeytan üçgeniyle sardılar bizi.

 

İlim, irfanını bizden aldılar

Uyduları uzaylara saldılar

Yıllar yılı bir kaz gibi yoldular

Sonra da hep hakîr gördüler bizi.

KERBELÂ AĞLATTI

Yezîd zâlim idi, halife oldu
Köyler, kasabalar, iller ağladı
Ortalık kin, nefret, zulm ile doldu
Yalnızca biz değil, eller ağladı

Yezîd Hüseyin’e “biat et” dedi
Hüseyin zâlime biat etmedi
Yezid “yakalayın” emrini verdi
Bülbüller ötmedi, güller ağladı

Münafıklar kara yazı yazdılar
Mü’minlerin arasını bozdular
Asiler kızdılar, fena azdılar
Dağlar dile geldi, çöller ağladı

Mü’minler içine bir düştü bir ateş
Ateş ki; adeta cehenneme eş
Ay çoktan aşmış, batmıştı güneş
Havalar karardı, yeller ağladı

Hüseyin Yesrib’den Mekke’ye geldi
Haccını hakkıyla eda eyledi
“Can yanmasın, kanlar akmasın” dedi
Yolcular ağladı, yollar ağladı

Kûfeliler O’nu davet eyledi
Hüseyin ehliyle Kûfe’ye geldi
Çalıştı onları sulh edemedi
Muharrem yas oldu, yıllar ağladı

Ordular Yezîd’ten emir aldılar
Çok geçmeden Kerbelâ ya vardılar
Mazlûma, masûma kılıç çaldılar
Ağaçlar ah çekti, dallar ağladı

Yezîd mü’minlerin canını yaktı
Mü’minleri orda susuz bıraktı
Kılıçlar çekildi, çok kanlar aktı
Gönüller inledi, diller ağladı

Mü’minler bir yudum su istediler
Asîler bir damla su vermediler
Hüseyin ehlini şehîd ettiler
Irmaklar kurudu, göller ağladı

Kerbelâ olayı işte böyleydi
Bu ağıtı Abdülkadir söyledi
Mızraplar ciğerin teline değdi
Aşıklar ah etti, teller ağladı.